**Unutmamalı
hayat her zaman çikolata tadında bir mutluluk tatlısı değil. Bazen zamanla
ihanet ve nefretle örülmüş ağlardan oluşan ve onu örenlerin kirli kuytu
köşelere fırlattığı bir öfke yumağı. Buna itirazı olanların şimdi seslerini
çıkarma vakti. Bu yumağı kesip tek tek oyunu kuranlara yedirme vakti. Ve sen
kılıcınla yönelmişken o ipi kesmeye aşkını susturman gerekir. Aşkını kesip
atman ve önce onu öldürmen gerekir. Eğer sen onu susturmazsan o seni susturur.**
***
**Baharın son deminde demlenen acı bir aşk kıvamındayım şimdi.Acıyım; çünkü ilk yudumlar, tadılmamış duygular acıdır ilk tadışta.Ve sen, tiryakim olacağını nereden bilebilirdin; alıştıkça bu acıya.Ve ben, senin uğruna yanacağımı nereden bilebilirdin; kavuştukça her varışta.**
***
*Yarım kalmışlar vardır hep hayatta, tam olmayı, eksikleriyle bütün olmayı bekler. Sen de hep yarım bırakanı beklersin ama beklenmedikler tamamlar seni.*
***
*'Size bir ramak kala geri kaçan mutluluklar ve Aşk…’
İşte hayat, geçmiş hep bu anlıkların toplamından oluşur.
Ama ya hayatın avucundan sıyrılan tesadüfi aşk…
Geri kaçmak yerine gelip size sarılması…
Kim bilir belki hayat elini bırakmıştır, size ulaşması için.*
***
*İki satır karaladım aşk defterine,
Senli cümleler kurdum,
Gözyaşlarımla noktaladım.
Ve son aşkımı, seni mühürledim kalbime, bu deftere.
Artık kapatma vakti, açılmamak üzere
Tek kalan gözlerin ve yaşanmamış hatıralarım…*
***
*Bir pandomim sanatçısının çaresizliğiydi benimkisi; konuşmadan yapılan haykırışlar, yerine varılmayan duygularla dolu yüreğim ya da yanlış anlaşılmalarla.*
***
**İnsanız, yanılırız. Yanılgılar en doğal hakkımız. Attığımız her adımı bilmeden görmeden atarız. Bir gemicinin yelkeni, dümeni çevirip “Haydi Rast gele!” demesi gibi biz de her güne bir bilinmezlik ve merakla rast gele deyip başlarız. Her insanın haritası farklıdır. Ya da harita aynı çizdiği güzergâhlar farklıdır. Kimimiz renkli kalemlerle en güzel yerleri işaretleriz ama yanlış sapaklardan çıkmaz yollara çıkarız.**
***
*Yanlış otobüs, yanlış araba ve daha niceleri… Birçok yanlışlara binmişizdir hepimiz.
Ama ya yanlış kalp? Yanlış kalbe bindiğiniz oldu mu hiç?
Son anda fark edersiniz ama iş işten geçmiştir çoktan…*
***
**Dünya dönüyor, her şey dönüyor. Ben dönüyorum. Nereye dönersem döneyim her yer de sen… Acıyla gidişlerin var ama bende duran aşk dolu kalışların var. Giderken ıpıssız bıraktığın sensizlikte kaldım üşüyorum. Yokluğunun sessiz çığlıkları yankılanıyor kulaklarımda. Sensizliği sarıyorum bedenime. Bana bıraktığın anıları… Ama yine de üşüyorum. Nedeniyse sadece hüzün dolu paylaştıklarımızdı. Soğuk, donuk anıları, sensiz acı elvedalarınla kaplayınca vücudumu titriyorum. Ama son bakışın yetti bana… Ben senli düşlerle de hayatımı sürdürürüm merak etme aşkım. Aşk kavuşamamak değil miydi?**
***
**Saklı kalmış dehlizlerde serbest kalmayı bekleyen karanlık gölgeler vardır. Işığa kavuşmayı beklerler. Bir yandan da bilirler. Işık geldiği zaman, aydınlık olduğu zaman gölgeler yok olur kaybolur. Ölümsüz aşkına kavuşmak böle başlar. Ömründen vazgeçersin kavuşmak için. Bazı fedakârlıklar gerekir bu hayatta isteklerine ulaşmak için. Sonu mutluluğa varacaksa düşünmezsin zaten bunları. Yeter ki yolun sonu ona varsın…**
***
**Damlayan suyun sesini duyuyor musunuz? Boşlukta bir ‘şıp’ sesi sadece… Ardı ardına birbirini takip ederler… Ben bunu düşlediğim zaman kalabalık ortasında duyamadığım iç sesimi duyarım. Onca sesin arasına karışmış kendi sesimi, vicdanımı… Herkesi duyarsın o insan yığınının ortasında. Ama ya kendin? Kendini dinlemeyi hiç düşündün mü? O boşluktaki saf su sesi koparamadığın çığlıkların sadece bir yansımasıdır. Düşünmekten korktuğun, kilitlediğin ama beynini tırmalayan o kelimeler sessizlikte bir bir ortaya çıkar. Dışa vurumu ise bu su damlasının tiz tınısı...**
***
**Yeryüzünü bir örtü kapladı. Yağmurdan ipince saf bir örtü… Bazıları dışarının kötülüğünden, umutsuzluktan, kalabalıkların yalnızlığından kaçıp bu örtünün altına sığındı. En derin hüzünleriyle başbaşa kalıp cevaplar buldular. Sonra en sıcak gülümsemeleriyle bu örtüden sıyrılıp yaşamlarına devam ettiler. Onlar karşılaştıkları sıkıntılara çözüm arayıp dayananlardı. Ama hiç bir şey yapmayanlar etten duvar arasında dertlerine çarpa çarpa devam ettiler. Bazıları ise bu durumun farkında bile değildi. Ne yazık değil mi?**
***
**Dünya döndükçe ben durmak istiyorum. İki ayağımı zaman çarkına sokup, saniyeleri saliseleri durdurmak istiyorum. Akreple yelkovanın yerini değiştirip akrep yelkovanı kovalasın istiyorum. Ben ne çok şey istiyorum öyle. Ama yapamayacağımın farkındayım. Bunlar sadece istemekle kalıyor. Bu yüzden ayağımı koyduğum yerden kaldırıp yağmur altında geleceğe doğru tutarsız adımlar atıyorum. Kulağıma takılan tınılar ise saatli bombanın geriye doğru sayan tik takları. Ve yapacağım tek şeyse o bombanın patlamasını yani ömrümün tükenmesini beklemek.**
***
**""İnanma sakın!
Zaman her derde deva değil,
İçinden zaman geçmeyen yaralar da var,
Zamanın uğramadığı diyarlar da…"" alıntı..
… Mesela gözlerin o diyarlara hiç zaman bekçisi uğramaz. Ben onlara baktığım zaman birisi üzerime kapıyı kilitleyip anahtarı da kara deliğe fırlatır. Oraya hapsolurum. Sadece sen ve ben baş başa kalırız. Her şey durur. Bazen en derin acıların bizzat şahidi olurum orada bazense tarifi imkansız deli dolu aşk pınarlarında süzülürüm. Tertemiz sevdamı yapayalnız yaşarım hiç kimse dokunmadan. Sadece sen şahit olursun ve bana gülümsediğin an belki de sebebim olursun bilmeden. Bir gülümseme gözlere bu kadar mı yakışır? Sen göremesen de ben izlerim seni öylece ve diğerleriyle pazarlık yaparım onlar benim sadece benim diye. Ve öyle paha biçilmez servetler öderim ki tek kıymetlim olduğunu bilmeden özgürce salınır içime dolarsın. Boş ver sen bilmesen de olur. Yeter ki uzak durma benden. Yeter ki hep gülümse bana sonsuza dek… Yeter ki sen ol, sadece benim ol…
İşte yürek bunları haykırırken dışarıdan sadece size bakarlar. Kalbinizdeki, içinizdeki yangınları görmezler. Her ne kadar acı verse de bence bu aşk yangını da güzel. İçinizi ısıtan sımsıcak bir aşk…**
***
**Bu aşk olmalı. Evet, o olmalı ta kendisi… Hani şu ilk gördüğünde şefkat maskesini yüzüne geçiren sonra aşkın en tatlı zamanında o maskeyi çıkarıp en acı gerçeğiyle kalan var ya işte o olmalı. Sen aşkın melteminde güneşlenirken sonra kasırgaya döner. İlk anda neyse son anda değişiverir birden. Bakalım fırtınayla başlayan aşklar nerede toslayacak? Yine devam edecek mi yoksa çakılıp kaldığı yerde bir enkaza mı dönecek yoksa küllerinden yeniden mi doğacak? Ya da bunların hiç biridir kim bilir. Aşkı tanımlamak imkansız ya hani ben misal-i timsal yapıyorum sadece. Belki hala devam ediyordur o aşk ama bulundukları boyuttan dünya farklı görünüyordur.**
***
**Yağmur altında ıslanan yeryüzü verdiği yeşil filizlerle aldıklarını sunuyordu insanoğluna. Yağmur başını eğip selam verirken aşıklara, aşıklar da bu selama yüz çevirip dünyanın her bir köşesinde şevkle aşkla dans ediyordu. Yağmur altında yapılan valslar, tangolar… Yağmurun ritmine karışan kalp çarpıntılarıyla bütünleşen tek vücut olan kalpler de bu selamı alıp en derin duygularını sevdiklerine sunuyorlardı.**
***
**Boğazlarda düğümlenen hıçkırıklara takılı sözlerim engelleri aşamıyorlar. Duvarların var sevgilim kalbimi geçirip ulaştıramıyorum sana. Beynine öyle bir set çekmişsin ki anlayamıyor bir türlü. Sığmıyor sevgilim bedenime aşkım. Seni dünyalara sığdıramazken ben, sen beni bir elvedana sığdırıyorsun. HOŞÇA KAL ne demek sevgilim? Ayrılığın kokusunu sıkmışsın üstüne ben gidiyorum sensiz yolculuğa diyorsun sonra da Hoşça kal diyorsun. Kalınır mı sensiz hoşça. Döner mi dünya? Renklenir mi hayatım? En can alıcı yerden kurduğum senli düşlerimi en can alıcı yerden yıkıyorsun. Seni koymuştum hayallerime üzerine mutluluk inşa ederken ben, sen çekip alıyorsun benliğini ve yıkıyorsun hayallerimi. Gülücüklerim kursağımda kaldı sevgilim, son sözün takılı kalmışken boğazıma… Son nefesin işlemişken, yutkunmak istemiyorum..**
***
YAĞMURLA GELEN (Final// son söz)
Rüzgar gibi geçti bir sinema perdesi. Oyun oynandı belki de hala akıllarda devam etmekte orası meçhul. Mutlu eller bir bir çekerken perdeyi, içeride hala hayat devam etmekte. Sıcacık gülümsemeler kalmıştı son bakışta dudakta.
Biten bir hikaye olsun boş verin. Önemli olan o hikayeyi yazdıranların bitmemesi. O hikayeyi yazdıran biricik değerlilerinizin bitmemesi ve varlığını sürekli baş ucunuzda hissetmeniz.
Aşk ve sevgi ihtiyaçtır. Nasıl havasız yaşayamıyorsa insan aşksız ve sevgisiz de yaşayamaz. Sevgiler zamanın bir köşesine sinmiş sizi beklemekte. Onları fazla bekletmeyin, ümidinizi kaybetmeyin. Can sıkıntısı ve ya sevgisizlik basmışsa yüreğinizi alın kahvenizi geçin balkona yağmuru izleyin. Yağmur her derde devadır. Gözlerini kapatıp mis gibi kokusunu içinize çektiğinizde tüm dertlerini atın köşeye.
Yağmur kim bilir kimlerin yüreğine yağdı bir serinlikte. Kim bilir kimlerin hayatına girdi mutluluk getirmek için. YAĞMURLA GELEN bir aşktı onlarınki. YAĞMURLA GELEN bir sataşma, bir sevgi ve bir dostluktu onlarınki.. Geldi ve daha nice güzellikleri katıp önüne sürükledi zamanın uzak uçlarına. Ömür bu biter, hikaye bu biter.. Belki nice kötülükler var yarası derin acısı derin ama unutmayın onlar da biter.
***