"Yazmak bazı insanların tutkusur. Şimdilik tutkum diyemesem de Yağmurla Gelen'im o tutku yoluna girme basamağım. :)"
YAĞMURLA GELEN
Tür: Dram, Romantik, Komedi
TANITIM
“Gün ışığının saf bir mutluluk olduğunu düşünen kimse, yağmur altında hiç dans etmemiş.”
…
Elini havaya kaldırmıştı genç kız. Düşen yağmur damlalarının elinden kayıp gitmesini izliyordu. Ne kadar çok isterdi bu yağmur damlası kadar saf ve temiz olmayı. Bu düşüncesine kendi bile gülmüştü. Bu kirli ve günahlarla hayatta ilk nefesini aldıktan sonra kirlenmeye başlıyordu insan.
Doğum ve ölüm arasındaki o kısa çizgide bin bir takla atarak yürüsende ipin bir sonu vardı. Hayatındaki yıkılmışları, kırılmışları dahası hiç olmamışları düşünerek yürümeye devam etti, ağlayarak. Ve aradığı yeri bulmuş mutluluğuyla, ne mutluluktu ama, durdu uçurumun kıyısında.
“Herkes günlük tutar ya hani. Yaşadıklarını, üzüntülerini, sevinçlerini, en değerli sırlarını paylaşırlar bu cismi var sesi yok, yaradılışı var ama ruhu yok defterle. Ama benim tek yoldaşım sensin, sanki anlattıklarıma sessizce gözyaşı döküyorsun; benim yapamadığımı yapıyorsun.
Seni sadece dinleyen boş sayfalara kıyasla, sanki ruhun var gibi ortak oluyorsun bütün dertlerime. Artık sana da acı çektirmek istemiyorum. Bu şahit olduğun son acım olsun.” Dedi genç kız.
Bu düşüncelerle kaldırdı elini genç kız. Acılarına son verecekti elindeki bıçakla.
“Üzgünüm kirletiyorum seni de varlığımla, senin o tertemiz doğana bir lekeyim şimdi ben ama yapamıyorum, dayanamıyorum ölüme bile senin kucağında varmak istiyorum! ”
“Üzgünüm, üzgünüm… “
YAĞMUR altında, göğe bakarak, yağmura bağırıyordu Rin Ah, tek bir hamle kalmıştı. Ama sonra…
Tablonun bir ucunda bu manzara varken diğer ucundaki ise bambaşkaydı.
Shin Min, oturduğu sandalyede bir iki tur daha döndükten sonra, elindeki kağıttan uçakları fırlattı. Pencere kenarına düşen uçağı almak için eğildiğinde ise, gözü pencereye takıldı. Daha doğrusu yağan yağmura… Bir an garip duygular hissetse de tekrar o uçarı ruh haline geri büründü.
Küçük bir gülümsemeyle bu günlük bu kadar deyip, tek eliyle ceketini kapıp çıktı bürodan. Evine gelmişti ve yorgunluğunu atmak için kahve yapmıştı kendine. Eline kahvesini alıp çıktı balkona. Bir yandan bahçesini seyrediyordu bir yandan yağmuru ama gördüğü şeyle hemen aceleyle çıktı evden. O anlık telaşla ceket bile almamıştı yanına. Hemen bahçeye koştu. …
:::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::
Kim Rin Ah: Hayata tek başına tutunmaya çalışan ve yaşadıklarına tahammülü kalmamış, ümit kelimesinin adını silip yerine kader kelimesini koymuş genç bir kızdı. Üniversite son sınıf öğrencisiydi ama başına gelenlerden dolayı dondurmak zorunda kalmıştı, ufak çaplı işlerde çalışarak hayatını sürdürmekte(ydi.) …
(Ama hayatın, daha doğrusu yazarın ona hazırladıkları bambaşka O yağmur altında ölüme koşa dursun, yağmur buna izin verecek mi bakalım?)
Park Shin Min: Mimarlık bürosunda staj yapmakta. Üniversite son sınıf öğrencisi. Hayatı lunapark yerine koyup yaşayan, genç bir mimar adayı. Ne kadar hayatı gırgıra alsa da bulunduğu konuma baba parasıyla gelmemiş. Hayatın ondan aldıklarına inat bir çabayla dişini tırnağına takıp çalışıp çabalamıştır. Yetimhanede büyümüş, 18'ine bastığında ardına bile bakmadan, adını bile duymak istemediği bu yerden çekip gitmiştir, tabi kendine verdiği bir sözle.
(Bakalım o lunapark sandığın hayatta, sen oyuncaklarınla oynarken biri kapatma düğmesine basınca ne yapacaksın? Hele ki bu el …)
:::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::
Yaşanmışları silmeye kimin gücü yeter? Kim olmuşları geri döndürebilir? Hiç kimse… Ama unutmayın kalplerinize umut ve ümit kırıntıları serpiştiren biri var hala, bu kırıntıların nerde nasıl geleceği hiç belli olmaz.
“Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur. Her adımımızın bir sebebi vardır. Siz hangi yolu seçerseniz seçin, her seçiminizin altında planlanmış bir gelecek yatar.”
NOT: Umarım beğenir ve severek okursunuz. Hayatta bazı ilkler vardır ya bu da benim ilkim işte.
TANITIM
“Gün ışığının saf bir mutluluk olduğunu düşünen kimse, yağmur altında hiç dans etmemiş.”
…
Elini havaya kaldırmıştı genç kız. Düşen yağmur damlalarının elinden kayıp gitmesini izliyordu. Ne kadar çok isterdi bu yağmur damlası kadar saf ve temiz olmayı. Bu düşüncesine kendi bile gülmüştü. Bu kirli ve günahlarla hayatta ilk nefesini aldıktan sonra kirlenmeye başlıyordu insan.
Doğum ve ölüm arasındaki o kısa çizgide bin bir takla atarak yürüsende ipin bir sonu vardı. Hayatındaki yıkılmışları, kırılmışları dahası hiç olmamışları düşünerek yürümeye devam etti, ağlayarak. Ve aradığı yeri bulmuş mutluluğuyla, ne mutluluktu ama, durdu uçurumun kıyısında.
“Herkes günlük tutar ya hani. Yaşadıklarını, üzüntülerini, sevinçlerini, en değerli sırlarını paylaşırlar bu cismi var sesi yok, yaradılışı var ama ruhu yok defterle. Ama benim tek yoldaşım sensin, sanki anlattıklarıma sessizce gözyaşı döküyorsun; benim yapamadığımı yapıyorsun.
Seni sadece dinleyen boş sayfalara kıyasla, sanki ruhun var gibi ortak oluyorsun bütün dertlerime. Artık sana da acı çektirmek istemiyorum. Bu şahit olduğun son acım olsun.” Dedi genç kız.
Bu düşüncelerle kaldırdı elini genç kız. Acılarına son verecekti elindeki bıçakla.
“Üzgünüm kirletiyorum seni de varlığımla, senin o tertemiz doğana bir lekeyim şimdi ben ama yapamıyorum, dayanamıyorum ölüme bile senin kucağında varmak istiyorum! ”
“Üzgünüm, üzgünüm… “
YAĞMUR altında, göğe bakarak, yağmura bağırıyordu Rin Ah, tek bir hamle kalmıştı. Ama sonra…
Tablonun bir ucunda bu manzara varken diğer ucundaki ise bambaşkaydı.
Shin Min, oturduğu sandalyede bir iki tur daha döndükten sonra, elindeki kağıttan uçakları fırlattı. Pencere kenarına düşen uçağı almak için eğildiğinde ise, gözü pencereye takıldı. Daha doğrusu yağan yağmura… Bir an garip duygular hissetse de tekrar o uçarı ruh haline geri büründü.
Küçük bir gülümsemeyle bu günlük bu kadar deyip, tek eliyle ceketini kapıp çıktı bürodan. Evine gelmişti ve yorgunluğunu atmak için kahve yapmıştı kendine. Eline kahvesini alıp çıktı balkona. Bir yandan bahçesini seyrediyordu bir yandan yağmuru ama gördüğü şeyle hemen aceleyle çıktı evden. O anlık telaşla ceket bile almamıştı yanına. Hemen bahçeye koştu. …
::::::::::::::::::::::::::
Kim Rin Ah: Hayata tek başına tutunmaya çalışan ve yaşadıklarına tahammülü kalmamış, ümit kelimesinin adını silip yerine kader kelimesini koymuş genç bir kızdı. Üniversite son sınıf öğrencisiydi ama başına gelenlerden dolayı dondurmak zorunda kalmıştı, ufak çaplı işlerde çalışarak hayatını sürdürmekte(ydi.) …
(Ama hayatın, daha doğrusu yazarın ona hazırladıkları bambaşka O yağmur altında ölüme koşa dursun, yağmur buna izin verecek mi bakalım?)
Park Shin Min: Mimarlık bürosunda staj yapmakta. Üniversite son sınıf öğrencisi. Hayatı lunapark yerine koyup yaşayan, genç bir mimar adayı. Ne kadar hayatı gırgıra alsa da bulunduğu konuma baba parasıyla gelmemiş. Hayatın ondan aldıklarına inat bir çabayla dişini tırnağına takıp çalışıp çabalamıştır. Yetimhanede büyümüş, 18'ine bastığında ardına bile bakmadan, adını bile duymak istemediği bu yerden çekip gitmiştir, tabi kendine verdiği bir sözle.
(Bakalım o lunapark sandığın hayatta, sen oyuncaklarınla oynarken biri kapatma düğmesine basınca ne yapacaksın? Hele ki bu el …)
::::::::::::::::::::::::::
Yaşanmışları silmeye kimin gücü yeter? Kim olmuşları geri döndürebilir? Hiç kimse… Ama unutmayın kalplerinize umut ve ümit kırıntıları serpiştiren biri var hala, bu kırıntıların nerde nasıl geleceği hiç belli olmaz.
“Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur. Her adımımızın bir sebebi vardır. Siz hangi yolu seçerseniz seçin, her seçiminizin altında planlanmış bir gelecek yatar.”
NOT: Umarım beğenir ve severek okursunuz. Hayatta bazı ilkler vardır ya bu da benim ilkim işte.
DEVAMINI OKUMAK İSTERSENİZ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder